Napolyon '' Eğer dünya tek bir ülke olsaydı, başkenti İstanbul olurdu '' demiş. Napolyon haksızda değil. Bu-
rası hem kıtaların hem de medeniyetlerin buluştuğu şehir. Roma imparatorluğunun önemli şehirlerinden o-
lan İstanbul, önce Bizans ve ardından Osmanlı İmparatorluğuna başkentlik yapmıştır. Sultanahmet Hipod-
romda gezerken bu üç imparatorluğun izlerine rastlamanız mümkündür. Dünyada bu özelliğe sahip başka
bir şehir yoktur.
Topkapı Sarayı
Yaklaşık 12 Milyonluk nüfusuyla dünyada Bombay ve Mexico city'den
sonra dünyanın en kalabalık 3. şehirdir. 133 milyar dolarlık üretimi ile
Dünyada 34. sırada yer almaktadır. Türkiye'nin kültür ve finans baş-
kentidir. Marmara denizi ve Boğaziçi boyunca, Haliç'i de çevreleyecek
şekilde Türkiye'nin kuzey batısında kurulmuştur. İstanbu'un Avrupa'da
ki bölümüne Rumeli yakası, Asya'daki bölümüne ise Anadolu yakası
denir.Dünyanın en eski şehirlerinden olan İstanbul, iki kıta üzerine ku-
rulmuş tek metropoldür.

ETİMOLOJİ

M.Ö. 667 yılında; İstanbul'a yerleşim kuran kolonist Megaralılar şehri o dönemdeki kralı Byzas için "Bizan-tium" ismini koymuştur. M.S. 196 yılında da Roma İmparatoru Septimius Severus şehri bir saldırı sonrasın-da ele geçirmiş, ancak bu sırada şehir bir harabe haline gelmiştir. Şehri yeniden onarınca, bir çok Romalı da İstanbul'a göç etmiştir. Her ne kadar Severus şehre oğlunun ismi Augusta Antonina (İmparator olunca ismi Antoninus Caracalla olmuştur) vermek istese de rivayete göre, Konstantin şehre Konstantinopolis is-mini vermesinden öncesine kadar halk arasında bu şehre Nova Roma (Yeni Roma) deniliyordu.
İstanbul 360
Konstantin de en başında şehrin resmi ismini Nova Roma koymak istedi; ancak dini anlaşmazlıklar çıkınca bundan vazgeçti. İstanbul adının kökeninin Antik Yunancaya da dayandığı rivayet edilir. Türkler İstanbul'u ele geçirmesi sırasında ve öncesinde; Selçuklularda olduğu gibi şehre Stamboul-Stambul demekteydiler. Türklerin yanı sıra; 10'uncu yüzyılda Arapların 12'inci yüzyılda da Ermenilerin şehre bu isimle çağırdıklarını öngörürler. Ancak; devlet işlerinde Osmanlı İmparatorluğu Konstantiniyye ismini kullanır.

Şehrin İstanbul-İstambol ismini sık kullanması ise 17'inci yüzyılda; Evliya Çelebi'nin şehirden bu isimle bahsetmesiyle başlar. İstanbul kelimesi Yunanca "εις την Πόλιν" ya da "στην Πόλη" (eis tén pólin ya da sten pole =şehire doğru ya da şehirde ) tümcesinden gelir. 18'inci yüzyılda III. Mustafa döneminde ise; pa-raların üzerinden Konstantiniyye kaldırılarak, İstambol'u koyunca resmiyete dönüşür. (1770)

 
TARİHÇE

Her ne kadar 300.000 yıldan bu yana Dünya 3 kez Buzul Çağı geçirip, toprak kütlesi yer değiştirse de; Küçükçekmece'deki Yarımburgaz mağarasında Neolitik ve Kaltolitik insanlara değin izler bulunmuştur. Dudullu'da Alt Paleolitik Çağ, Ağaçlı'da Orta Paleolitik Çağ ve Üst Paleolitik Çağ'da kullanılan aletlere rastlanılmıştır. Ancak, Dünya'nın herhangi bir yerinde bu çağlara değin izlere rastlanabilir. Yaşadığımız son buzul çağı sonrasındaki izler M.Ö. 5000 yıllarına aittir.M.Ö. 5500 yıllarına ait fikirtepe yazıtlarının bulunması ile kalkolitik çağda da başkent olduğu tespit edilmiştir.

Bizans İmparatorluğu Dönemi
 
Bu dönem 324 - 1453 yılları arasını kapsar. I. Konstantinus şehri ele geçirip Roma İmparatorluğu'nun başkenti yaptıktan sonra, şehir ayrıca Roma'nın doğusunun yönetim merkezi olur. Romalı nüfusu bu dönemde, Romalı soyluların göçü de dahil olmak üzere önemli boyutta arttı. Bu dönemde; yeni bir mimari yapıyla şehir oldukça genişledi. 100 kişilik bir hipodromun (Sultanahmet Meydanı) yanı sıra, limanlar ve tu tesisleri yapıldı.Konstantinus'un döneminde şehre Nova Roma dese de; 11 Mayıs 330 da şehrin ismi Konstantinopolis oldu. Dönemin-de Dünya'nın en büyük katedrali olan Ayasofya'yı 360'da kuran Kons-tantin; böylece Roma İmparatorluğu'nun dinini de Hristiyanlık olarak değiştirdi. Pagan Roma dinine inanan batı ile ilk kopuş da bu dönemde başladı. Her ne kadar; Bizans İmparatorluğu I. Theodosius'un ölümü ile başlasa da; Bizans İmparatorluğu Konstantinus Hristiyanlığı getir-mesine duyduğu saygıdan kendisini hep bir Bizans İmparatoru olarak görmüş; 1453'deki çöküşüne kadar da 10 İmparatorunun daha ismi Konstantinus olmuştur. Bu dönemde İstanbul'un rolü oldukça stratejik-tir; Avrupa ve Asya arasında bir kapı olmuştur. Bu vesile ile, ticaret, kültür ve diplomasinin yapıldığı bir merkezdir. Bu dönemde şehrin ismi "Poli" (şehir) de olmuştur.
Ayasofya Camii
Ayasofya Camii
Sultanahmet Camii
 
476'da Batı Roma'nın yıkılması sonrasında da; Batı Roma İmparatorluğu'ndaki Romalıların büyük bir ço-ğunluğu buraya göç etmiş, ve Bizans İmparatorluğu'nun da başkenti İstanbul olmuştur. 543'de nüfusun ya-rısının ölümüne sebebiyet veren veba salgınından sonra; şehir İmparator I. Jüstinyen döneminde yeniden inşa edilmişdir.

700lü yıllarda Sasaniler ve Avarlar'ın saldırısına uğrayan şehir; 800lü yıllarda Bulgarlar ve Arapların, 900lü yıllarda ise Ruslar ve Bulgarların saldırısına uğramıştır.

Ancak; saldırılar arasında en yıkıcı olanı 1204 yılında olmuştur. Haçlılar tarafından; 4. Haçlı Seferi'nde 1204 yılında ele geçirilen şehir yağmalanmış; halkın büyük bir çoğunluğu şehirden kaçmış; yoksul ve enkaz için-de bir kente dönüşmüştür. Bunun sebebi Batı Roma'da büyüyen Latinlerin; Katolik Hristiyanlık anlayışı ile Bizans'daki Ortodoks Hristiyanlık inanışı arasındaki farklılıklar ve uyumsuzluklardır. Bu dönem sonrasında, 1261 yılında Palailogos Hanedanından; Michael VIII Palaeologus şehri tekrar ele geçirmiş ve Latin'lerin dö-nemini sona erdirmiştir.

Bu dönemden sonra giderek küçülen Bizans; Osmanlı İmparatorluğu tarafından 1391'den sonra kuşatılma-ya başlamış; en sonunda 29 Mayıs 1453'de Osmanlı İmparatorluğu'nun himayesine geçmiştir. İstanbul'un fethi, Dünya tarihinde Orta Çağ'ın sonunu simgelemektedir.
   
Osmanlı İmparatorluğu Dönemi

Bu dönem 1453 - 1923 yılları arasını kapsar. 29 Mayıs 1453'de; Os-manlı İmparatorluğu padişahı Fatih Sultan Mehmet'in 53 gün süren ku-şatması sonrasında; İstanbul Osmanlı'nın 3'üncü ve son başkenti olur.

Osmanlının ele geçirmesinden sonra; Topkapı Sarayı ve Kapalı Çarşı- nın da kurulması ardından bir çok okul ve hamam açılır. Dünya'nın ve İmparatorluğun dört bir yanından insanlar İstanbul'a taşınır. Yahudile-rin, Hristiyanların ve Müslümanların beraber yaşadığı kozmopolit bir toplum olur. Bizans döneminden kalan, eski binalar ve surlar onarılır. Fetihten 50 yıl sonra; İstanbul Dünya'nın en büyük şehirlerinden biri olur. "Küçük Kıyamet" olarak da adlandırılan; 14 Eylül 1509 İstanbul Depremi sonrasında (8 şiddetinde olduğu ileri sürülmektedir); 45 gün süren artçı sarsıntılarla binlerce bina yıkılır ve bir çok insan yaşamını kaybeder.

1510 yılında; Sultan II. Beyazıd; 80.000 kişinin çalışmasıyla şehri ye-niden kurar. Günümüzde de varolan eserlerin büyük bir çoğunluğu bu dönemden kalmıştır. Kanuni Sultan Süleyman döneminde; mimari ve sanat konularına önem verilir. Mimar Sinan camiler ve diğer binalar kurar. Lale Devri döneminde; Sadrazam Nevşehirli Damat İbrahim Paşa 1718 yılından itibaren; itfaiye'yi kurmuş, ilk matbaayı açmış ve fabrikalar kurmuştur. 3 Kasım 1839'da ilan edilen Tanzimat Fermanı sonrasında da batılaşma süreci hızlanmış; ve bir çok alanda yenilikler yaşanmıştır.Haliç'in üzerine köprü; Karaköy'e tünel, demiryolları, ken-tin içindeki deniz taşımacılığı, belediye örgütlerinin, hastanelerin kurul-masıyla modern bir şehir halini almıştır. 1894 yılında; Üçyüzon Depre-mini yaşa-yan İstanbul, tekrar büyük bir zarar görmüş, Birinci Dünya Savaşı'nın sonlarında 13 Kasım 1918'de İtilaf Devletleri donanmasınca da işgal edilmiştir.
Kız Kulesi
Galata Kulesi
Dolmabahçe Sarayı - Boğaziçi Köprüsü

Osmanlı ve Bizans kayıtlarında, 1291 Yıldırım Bayezıd döneminde İstanbul’un alınması amacıyla yapılan kuşatma kaldırılırken, yapılan anlaşma gereği Sirkeci’de bir Türk mahallesi kurulması şartına uygun olarak Göynük ve Taraklı’dan 760 hane Manav İstanbul’a yerleştirilmiştir. Yani İstanbul’a yerleştirilen ilk yerli Türklerin, bu yöreden giden Manavlar olduğu kaynaklarca da doğrulanmaktadır. Özellikle Anadolu yakasın-daki Türklerin kökeni manavlardır.

29 Ekim 1923'de Türkiye Cumhuriyeti'nin kurulmasıyla da İstanbul'un 2500 yıldır süren başkentlik dönemi de sona ermiştir.
 
Cumhuriyet Dönemi

Cumhuriyet sonrası 1923-1950 yılları arasında fiziksel atılımlar olmuş-tur. 1900'lerin başında 1 milyon olan nüfus, 1927'de 690.000'e düş-müştür, 1935'de 740.000 ve 1945'de tekrar 900.000'e ulaşmıştır. 1950 lerde Balkanlar'dan göç almıştır. Bu dönemde şehirleşmede gecekon-dular önplana çıkmaktadır. 1960'larda ise gecekonduların yanında, a-partmanlaşma başlamıştır. 1970'lerde hızlı nüfus artışı ile konut ve u-laşım sorunları önem kazanmıştır. Bu dönemde otomobil sayısının art-ması ve sonucunda trafiğin artması Boğaziçi Köprüsü'nün yapılmasın-da etkili olmuştur ve ulaşımda önemli bir yere gelmiştir.İstanbul met-ropoliten alanı 1970-1975 yılları arasında merkezde 50 kilometre yarı-çaplı bir alan iken 1980'de 60 kilometre yarıçapa ulaşmıştır. 1990'ların nüfus artışı, nüfusun dış taraflara yayılması ile sonuçlanmıştır ve sonu-cunda İETT'nin yetersiz gelmesi ile dolmuş ve minibüsler bu açığı kapatmaya çalışmışlardır.
İstiklal Caddesi
İstanbul Finans Center Maslak-Levent
İstanbul ile ilgili linkler:

İstanbul Portalı
Kültür Bakanlığı

İstanbul Valiliği
İstanbul Emniyet Müdürlüğü
İstanbul Büyükşehir Belediyesi

Türkiye resmi tanıtım sitesi

Turizm Bakanlığı
2010 Avrupa Kültür Başkenti


www.istanbul.com
www.kultur.gov.tr 


www.istanbul.gov.tr
www.iem.gov.tr    
www.ibb.gov.tr  

www.goturkey.com    

www.tourismturkey.org    
www.istanbul2010.org.tr
   
 
 
   
 
Süleyman Meriç Posta Güvercinleri ©2008 Tüm hakları saklıdır.
Altıntepsi Mah. G.O.P. Cad. No.:96 Bayrampaşa İstanbul TURKEY
T:+90 532 6647700 E:info@suleymanmeric.com